11:50

harry kewell

Küçükken babası tarafından GS maçlarına arada sırada da olsa götürülen enden kız çocuklarından biriydim.
Genelde babalar çekinir, endişelenir çünkü "erkek egemen" ortamdır stadyum.
Zaten maçlara formayla giden, gergin omuzları ve erkeksi tavırlarıyla dikkat çeken, fanatik "abi" kızlardan oldum olası hoşlanmadım.
Hiçbir şey bilmeyen ama biliyormuş ve her maçı takip ediyormuş havasında gezinen kız profilini de ısınamadım.
Ama yine de ofsaytın ne olduğunu bilen nadir kızlardan biri olmamdan ve
Transferlerden, maçlardan haberdar olan ve önemli maçları izlemeye çalışmamdan dolayı gurur duyuyorum kendimle.

GS-Bordeaux maçını nasıl izlemek istedim.
Çevremdeki erkekler ise çoğunlukla ikiye ayrılıyor:
1. Fenerbahçeli olanlar
2. Futbolla ilgilenmeyenler

Doğal olarak maça gidemedim. D-Smart'ın varlığından ise nefret ediyorum, çünkü bende yok :)
Olduğum yerde içim fıkır fıkır oynarken, maça 20 dk. kala giydim eşofmanlarımı, atladım maç izlemeye gittim.
Nasıl güzeldi!
Her ne kadar 2-1 biteceğine dair girdiğim iddiada para kaybetmiş olsam da,
Herry Kewell -herkesi olduğu gibi- beni benden aldı.

Ben de ona kendimi biraz daha yakın hissetmek için,
Leeds United ve Liverpool anısına İngiltere'ye gidiyorum.
(İş için ama ben bu bağlamda ele almak istiyorum.) :)

Maç izlerken bir sürü de arkadaşım oldu, o ayrı :)

0 yorum: