22:48

london london


Biletim hazır,
Rezervasyonum tamam,
Evraklarım tamam,
Valizim henüz yok, ama gece uzun...
50 kişinin önünde İngilizce sunum yapacağım gerçeğini görmezden gelip,
sonunda Londra'yı göreceğim için deli gibi heyecanlıyım !!!
Otelimde kaldıktan sonra, iş görüşmeleri bitti mi,
Attan inip eşeğime binerek hostele yerleşeceğim.
Bulabildiğim tek oda, 8 kişilik mixed room, hadi hayırlısı...
:)

22:30

"sevgiyle geliyorum"


=))))))))))))))
bu nedir?
bu nasıl bir kampanya konseptidir?
nasıl bir reklam çalışmasıdır?
bu hareket nasıl ortaya çıkmıştır, kimin fikridir?
bu hareket ayna karşısında kaç defa denenmiştir?
Sayın Seyfi Solukal, tam deklanşöre basıldığı sırada ne hissetmektedir?
Bunun sonucunda sinerji ortaya çıkarmak için herkes el ele tutuşmuş mudur?
Seçimlerle küresel ısınmanın bağlantısı nedir?
Ellerimizi kalp şeklinde tutunca enerji tasarrufu mu sağlamaktayız?
Fotoğrafçı nasıl talimatlar vermiştir?
"Abi ellerini biraz daha yuvarlak yap, yok Abi bu başka bir şey oldu, sen eski haline dön..."
Sayın Seyfi Solukal, derin bir soluk alın siz en iyisi.
Başarılar dilerim...
Yazık etmişler adama yahu...
:)

23:14

Küçükken Kol ve Bacaklarını Açarak Kapıya Tırmanmış Çocuk

"Küçükken kol ve bacaklarını açarak kapıya tırmanmış çocuk"
Facebook'ta karşıma çıktı bu grup.
:))))
Ben tırmanarak kapıya çıkardım,
Annemin de cinleri tepesine çıkardı.

23:02

arkadaş


Biri vardır hani;
Uzun süredir hayatınızdadır,
Ne çok konuşmuşsunuzdur, ne de çok görüşmüş...
Ama tüm konuşmalarınız adamakıllıdır.
Onunla ne zaman, hangi şartta konuşursanız konuşun ne hissedeceğinizi tam olarak bilirsiniz.
Birbirinizin hayatı hakkında çok fazla şey bilmezsiniz,
Ama garip ve anlamsız bir şekilde
Birbirinizde sonsuz krediniz vardır.
"Gel" dese, düşünmeden gidersiniz.
Burnunuzun dibinde olmasa da, iyi bir arkadaştır.
Çok tanımak gerekmez, çok kurcalamak da...
O ordadır ve onun orada olması, tam anlamıyla iyi gelir.

22:42

fazlasıyla mesai


Cumartesi gecesi, saat 11.00
Çalışmaya başlıyorum, çalışmaya çalışıyorum, çalışıyorum
Bahaneler yaratıp işin başından kalkıyorum
Yok yok olmuyor, yine çalışıyorum
Dayanamıyorum,
Gidiyorum kendime karanfilli-tarçınlı çay yapıyorum.
Güzel bir playlist hazırlıyorum dinlemek üzere
Işığımı ayarlıyorum.
Ayaklarımın dibinde,
biraz önce yaptığı yürüyüşten tatmin olmayan Maya,
iç geçirerek uyukluyor.
Ben ise çalışıyorum.
Rejim günlerimde içki içmenin hayaliyle alkolikliği düşlerken,
Kendimi işkolikliğin pençesinde buluyorum.
Ne garipmiş yahu çalışmak zorunda olmak.
Haydi hayırlısı...

11:50

harry kewell

Küçükken babası tarafından GS maçlarına arada sırada da olsa götürülen enden kız çocuklarından biriydim.
Genelde babalar çekinir, endişelenir çünkü "erkek egemen" ortamdır stadyum.
Zaten maçlara formayla giden, gergin omuzları ve erkeksi tavırlarıyla dikkat çeken, fanatik "abi" kızlardan oldum olası hoşlanmadım.
Hiçbir şey bilmeyen ama biliyormuş ve her maçı takip ediyormuş havasında gezinen kız profilini de ısınamadım.
Ama yine de ofsaytın ne olduğunu bilen nadir kızlardan biri olmamdan ve
Transferlerden, maçlardan haberdar olan ve önemli maçları izlemeye çalışmamdan dolayı gurur duyuyorum kendimle.

GS-Bordeaux maçını nasıl izlemek istedim.
Çevremdeki erkekler ise çoğunlukla ikiye ayrılıyor:
1. Fenerbahçeli olanlar
2. Futbolla ilgilenmeyenler

Doğal olarak maça gidemedim. D-Smart'ın varlığından ise nefret ediyorum, çünkü bende yok :)
Olduğum yerde içim fıkır fıkır oynarken, maça 20 dk. kala giydim eşofmanlarımı, atladım maç izlemeye gittim.
Nasıl güzeldi!
Her ne kadar 2-1 biteceğine dair girdiğim iddiada para kaybetmiş olsam da,
Herry Kewell -herkesi olduğu gibi- beni benden aldı.

Ben de ona kendimi biraz daha yakın hissetmek için,
Leeds United ve Liverpool anısına İngiltere'ye gidiyorum.
(İş için ama ben bu bağlamda ele almak istiyorum.) :)

Maç izlerken bir sürü de arkadaşım oldu, o ayrı :)

17:28

men and the ego

:))))))

17:15

yanı başımda



26.02.2009
Galatasaray-Bordeaux

çok yakınımda olduğu günlerden biri
garip ama, yakınımda olduğunu bilmek anlamsızca mutluluk ve güven veriyor.